Karadağ’da gençlerin psikoaktif maddelerle ilk temasının en sık 13 ile 16 yaşları arasında gerçekleştiği belirtiliyor. Uzmanlara göre bu durum, hem aileler hem de eğitim kurumları için erken müdahalenin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. İlk denemelerin çoğu merak, akran baskısı ve kolay erişim nedeniyle yaşanırken, riskin genellikle geç fark edildiği vurgulanıyor.
“En Tehlikelisi İlk Denemedir”
Sosyal Politika ve Sosyal Hizmet Yüksek Lisansına sahip uzman Ivana Raščanin Radičević, Portal RTCG’ye yaptığı açıklamada, uyuşturucular arasında “hafif” ve “ağır” şeklinde bir ayrım yapılmasının yanıltıcı olduğuna dikkat çekiyor.
“En tehlikeli uyuşturucu, ilk kez denenen uyuşturucudur. Çünkü etkileri ve sonuçları önceden öngörülemez,” diyen Radičević, ilk kullanımın çoğu zaman bağımlılığa açılan kapı olduğunu belirtiyor.
Uzmanlara göre, gençlerin karar verme mekanizmalarının henüz tam gelişmediği bu yaş aralığında risk algısı zayıf kalıyor ve sonuçlar yeterince hesaba katılamıyor.

Uyuşturucuya Yönelimin Nedenleri Çok Katmanlı
Radičević, gençlerin uyuşturucu kullanımına yönelmesinin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurguluyor. Aile içi sorunlar, okul baskısı, akran grubuna ait olma isteği, kaygı, depresyon ve çözülmemiş travmalar en sık karşılaşılan etkenler arasında yer alıyor.
Uyuşturucular, birçok genç için geçici bir “kaçış” veya rahatlama yöntemi gibi algılansa da, uzun vadede ruh sağlığı sorunlarını derinleştirdiği ifade ediliyor.
Okullar ve Aileler Erken İşaretleri Kaçırıyor
Uzmanlara göre, gençlerin madde kullanımına dair ilk belirtiler çoğu zaman fark edilmiyor. İçine kapanma, okul başarısında düşüş, ani ruh hali değişimleri ve sosyal ilişkilerden uzaklaşma gibi işaretler, sıkça “ergenlik dönemi” gerekçesiyle göz ardı ediliyor.
Radičević, bilgi eksikliği ve damgalanma korkusunun, müdahalenin gecikmesine yol açtığını belirterek sistematik destek mekanizmalarının yetersizliğine dikkat çekiyor.
Psikologdan Kritik Uyarı: Asıl Alarm İletişimin Kopmasıdır
Psikolog Adriana Pejaković, psikoaktif madde kullanımının genellikle ani ve dramatik belirtilerle değil, davranış ve ilişkilerdeki kalıcı değişimlerle kendini gösterdiğini söylüyor.
“Asıl alarm, şüpheli davranışlardan çok ailelerle kurulan iletişimin kopmasıdır,” diyen Pejaković, duygusal mesafenin en önemli uyarı işareti olduğunu vurguluyor.
Uyku düzeninde bozulma, artan gizlilik, ani öfke tepkileri ve daha önce ilgi duyulan şeylere karşı ilgisizlik de dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.

Psikoaktif Maddeler Ruh Sağlığını Derinleştiriyor
Uzmanlara göre uyuşturucular, çoğu zaman ruhsal sorunların nedeni değil; var olan sorunları ağırlaştıran bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Özellikle ergenlik döneminde, psikoaktif maddelerin beyin gelişimi üzerindeki etkileri uzun vadeli olabiliyor.
Pejaković, erken yaşta başlayan kullanımın dikkat, hafıza ve karar verme süreçlerini olumsuz etkilediğini; bazı durumlarda bu etkilerin kalıcı olabileceğini belirtiyor.
Önlemek Yasakla Değil, Doğru Kurulan İlişkiyle Başlar
Uzmanların ortak görüşü, önlemenin yalnızca yasaklar ve cezalarla değil, güvenli iletişim ve destekleyici ilişkilerle mümkün olduğu yönünde. Gençlerin yargılanmadan dinlendiklerini hissetmeleri, yardım istemeyi bir zayıflık değil güç göstergesi olarak görmeleri büyük önem taşıyor.
“Seni dinliyorum, yalnız değilsin ve her şeyi tek başına taşımak zorunda değilsin” mesajı, gençleri koruyan en güçlü yaklaşımlardan biridir.
Kaynak – RTCG 02.02.2026
Daha fazla gündem haberine ulaşmak için web sitemizi ziyaret edin.
