Ortadoğu’da artan savaş gerilimi küresel enerji akışını tehdit ederken, Çin doğrudan müdahaleden kaçınarak “tarafsız aktör” konumunu koruyor. Uzmanlara göre Pekin yönetimi, bu krizde sessiz kalarak hem enerji arzını güvence altına almayı hem de küresel arenada ekonomik ve siyasi avantaj sağlamayı hedefliyor.
Krizde ‘Bekle ve Gör’ Politikası
Savaşın başından bu yana taraf tutmaktan kaçınan Çin, ilgili tüm aktörlerle istikrarlı ilişkiler sürdürmeye odaklanıyor. Çin Piyasa Araştırma Grubu Yöneticisi Ben Cavender’a göre, Çin bu süreçte sessiz kalmakla çok az şey kaybederken, dünyaya tarafsız bir güç olarak görünerek büyük kazançlar elde etmeyi planlıyor.
Odak Noktası: Enerji Güvenliği
Çin’in krize yaklaşımını belirleyen en temel unsur ise enerji güvenliği. İran ve Körfez ülkelerinden yapılan petrol ithalatına büyük ölçüde bağımlı olan Pekin, özellikle uluslararası yaptırımlar nedeniyle indirimli satılan İran ham petrolünün en büyük alıcılarından biri konumunda. Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir aksamanın risklerini değerlendiren Çin, hem Körfez ile ticari bağlarını hem de İran ile olan ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor.

Ekonomik ve Siyasi Avantaj
Çin’in sahadaki diplomatik ve askeri etkisi ABD’ye kıyasla sınırlı olsa da, uzmanlar ülkenin büyüklüğü ve iç kaynakları sayesinde bu krizi avantajlı atlatabileceğini belirtiyor. Enerji stratejisti Tatiana Khanberg, Çin’in kömür gibi alternatif enerji kaynaklarına ve yerli üretime yaptığı dev yatırımlar sayesinde küresel enerji krizinden diğer ülkelere göre daha az etkileneceğini vurguluyor. Siyasi arenada ise Çin’in, “istikrarlı ve rasyonel” bir ülke profili çizerek küresel ticareti kendi eksenine çekme potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor.
Kaynak: CdM 18.03.2026
Ortadoğu ve dünyada yaşanan diğer gelişmeleri buradan takip edebilirsiniz.
